10 Haziran 2011 Cuma

Ama Öldü Efendim!

   Bu akşam şahit olduğum görüntüler aslında bu güne kadar düşündüklerimin hepsini tastikler nitelikteydi.4 dakikalık diyalog o kadar şey anlatıyorduki görmesini bilene.Aslında bu diyalogtan sonra insanın beyninde ne seçim kalıyor ne politika.Bu yüzden kimse sanmasın ki bu bir propoganda yazısıdır.

   Dünyada ki bütün felsefelerin ve yeryüzünde ki bütün dinlerin bir tek ortak noktası vardır.İnsan,Kul,Birey vs adına ne derseniz deyin.İnsan hayatı tüm düşünceler tarafından kutsanmıştır.Dolayısıyla bana göre istisnasız bütün olaylarda insanı ikinci plana atmak bana göre insanlıktan uzaklaşmak anlamına gelmektedir.(Evet bu konuya terörde dahil)

     Her neyse konuyu bilmeyenler için özet geçmek gerekirse,Hopa'da AKP mitinginden önce çıkan olaylar sonucunda bir koruma görevlisi atılan taşlar yüzünden otobüsten düşüyor ,hastaneye kaldırılıyor.Bir emekli öğretmende polisin attığı biber gazları yüzünden kalp krizi geçirerek ölüyor.Asıl olayda tam bu noktada başlıyor.

    Politika çevresinde,sosyal medyada bizim insanlarımız tarafından utanç verici bir şekilde sidik yarışı yaptırılıyor.Bir kısım çevreler yaralı polisi gündem maddesi yaparken bir kısım çevreler ölen emekli öğretmeni seçim malzemesi yapıyor insanlıktan uzaklaşmış biçimde.Herkes bunun seçime etkisini konuşup duruyor.

    Ondan sonraki gün düzenlenen basın toplantısında Başbakan adını bilmiyorum benim için fazla bir şey ifade etmiyor anlamında bir sav geliştiriyor.Bu olaylar olurken ; oturulan koltukların bir insanın hayatından ne kadar önemli olduğunu ve babasını yitirmiş bir evladın eşini kaybetmiş bir hanımın bu açıklamalar sonrası ne kadar canın yandığını düşünürken Ruşen Çakır çıkıyor televizyona.

     Titrek bir ses tonuyla sitem ediyor başbakana ve o açıklamalarının ilk gün sinirinden kaynaklanabileceğini düşünüp düzeltmesini istiyor ve aşağıda ki diyalog vuku buluyor.


ruşen çakır: ben... üzerimde bir şey var... onu söylemeden, sormadan, soru değil aslında. ben hopalıyım biliyorsunuzdur. hayatını kaybeden allah rahmet eylesin metin lokumcu da benim akrabam. ben diyarbakırdayken, kılıçdaroğlu[nu] izlerken bu olay oldu ve çok üzüldük. her anlamda bütün akrabalarım da tanıdıklarım da. sizin orada tabi olayların da etkisiyle neler yaşandığını da arkadaşlarınızdan öğrendim diyarbakır'da. sonuçta gerçekten iyi bir insan talihsiz bir şekilde öldü. sizin memleketinizde yıllarca öğretmenlik yapmış birisidir. talihsiz bir şekilde öldü. ve sizin ilk günkü şeyinizi tepkinizi şeyinizi gerçekten yadırgadık. ben ve ailem, akrabalarım yadırgadı. aradan geçen zaman içinde bu konuyu herlade düşünmüşsünüzdür. diyeceğiniz bir şey var mı?

recep tayyip erdoğan: ben öncelikle tabi, sizin akrabanız olması sebebiyle başınız sağolsun diyeyim. ama size bazı resimleri inşallah arkadaşlarım ulaştırsınlar bir de ses kasetlerini ulaştırsınlar. o ses kasetlerini dinlediğiniz zaman bir de o resimleri gördüğünüz zaman acaba emekli bir öğretmene bunlar yakışır mı diye herhalde siz de akrabanız da olsa, hakkı teslim etmeniz gerekir diye düşüyorum.

ruşen çakır: ama öldü efendim

recep tayyip erdoğan: bilmem

oğuz haksever: evet

recep tayyip erdoğan: ben sadece bunu söylüyorum. çünki, bu noktada ben böyle bir emekli öğretmene o ifadeleri yakıştırmam ve elinde taşla bir emekli öğretmeni görmem. çünkü o taşların karşısında ben varım, o taşlar bana atılıyor ve ben türkiye cumhuriyetinin başbakanıyım.



     Ekranda bu sahneyi izledikten sonra düşünmeden edemiyorum.Acaba insanın bir yerde güç sahibi olması onu diğer insanların hayatından sağlığından daha çok mu önemli kılıyor bu sistemde? Elindeki güç karşındaki insanın acısını anlamayacak kadar insanlıktan uzaklaştırıyor mu seni?


      Mensup olduğun din ölünün arkasından konuşulmayacağını sana öğretirken ve sen kendini siyaset içerisinde milli görüşten geldiğini ifade ediyorsan , Rahmet dilemek bu kadar mı zor?


     Hangi neden bir insanın bir insanı öldürmesini haklı çıkarabilir.Televizyon karşısında adamın çocuklarını ailesini olduğunu hiç mi düşünmezsin? 


     Mavi Marmara'da insanlarımızı öldüren İsrail askerininde açıklaması bu değil miydi?Ortadoğuda ki diktatörlerinde savunması bu yönde değil miydi?Peki sen nasıl bu durumlarda halkın tarafında olduğunu iddaa edebiliyorsun?


     Geleceğim yer o dur ki sadece günümüzün başbakanı için demiyorum.Genelleme yapacak olursak evet düşünmez kendini haklı görür bu insan çünkü o insan devleti temsil eder.Devlettir.


Devlet insanlar öldüğünde üzülmez çünkü o insan devlet çıkarlarına ölmüştür.
Devlet kendi içinde yaptığı her türlü hareketi meşru kılabilir.
Halkın görevi devleti için çalışmaktır.Devletin görevi kendini yüceltmektir.
Devlet kendinden olmayanı hain ilan eder.

  Tarihe baktığınızda aslında devlet için ölüm o kadar meşrudur ki çocukluğumuzdan beri bize bir ölüp bin doğacağımız öğretilir okullarda.

   Peki ölümü hakediyor muyuz? Devleti sevmemek sistemi reddetmek,hatta taş atmak bir ölümü haklı kılabilir mi?Umarım hepimiz bir gün devletin karşısına çıkıp ''Ama öldü efendim'' demek zorunda kalmayız.Unutmayın kutsal olan devlet değil insan yaşamıdır.

http://www.medyafaresi.com/video/2753/rusen-cakirdan-basbakana-tepki-ama-oldu-efendim.html


  ''Kimin yaşayacağına kim karar veriyor?! Kimin öleceğine kim karar veriyor !? Bu savaş anlamsız. Bana bakın, burda duruyorum ve üstüme tek bir kurşun bile gelmiyor. Bi tane bile gelmedi. Neden !? Peki neden hepsinin ölmesi gerekiyor? Burada durabiliyorum, görüyorsunuz!''


THE THİN RED LİNE


A.E.S

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder